yazıkki memleketim insanı gene bana yeminimi bozdurdu anlayışına saygı duymak bile içimden gelmediği halde yorumlarını yayınladığım bazı kişiler çünkü özgür düşünce benim kafamda rahat serbest...
yolda yürüdü uzunca ve gözleri sana benziyordu... gözlerine baktım usulca ve gözleri sana benziyordu... demekki gözlerini özlemişim demekki nedenini bilmediğim bişey aramızı bozuyormuş o zaman......
her şeye yeter vakit seni yaşamaktan hariç... bugün vakte inat erken kalktım her dakika daha kıymetli aşkınla doldurmak için göğsümü...bir nefes,bir nefes daha yakınım sana,...
genç ölmek demek, 19yaşında ölmek demek... genç ölmek demek araban altındayken son sürat giderken ölmek demek ilk heyecanıyla yeni oyuncağının... genç ölmek demek arkanda hayta...
Ben, emeklemeden koşan bir küçük kızım Bu ıssız sokaklarda kendini soyan bir hırsızım, Ah, Tanrım! Girdiğim kalplerde neden hep şanssızım Ben, bir içim su, kıvrak bir dansözüm Ben, laf...
Ben karanlıktan değil, karanlık benden korkardı. Gece öyle soğuk ve ben öylesine hırçındım ki; gölgemde zakkumlar solardı.. Uykusuz geçirdiğim her saat, nöbet beklediğim her gece...
Bir kağıt tutacağının tuttuğu kadar güçlüsün aslında. İnceysen büker belini, kalınsan anca kavrar seni hayat.. Ne inceyim, ne de kalın, tutacağın tuttuğu kadar varım!! Dindirmez ızdırabını...
Rüzgarla savrulup yerlere dökülen güneş yığınları sarının hüznünü çalmış sanki ve sanki her aşkta var tevriye; yükü virgülde; bir anlatım bozukluğu.. Mevsim yine güz ve yağmur...
zamanlara zamanlar ekledim sana kavuşmak için ölesiye kırgın zamanlarda biliyordum telefonun ucundaki kızgın ses ve benim gırtlağımdan çıkan kırgın ses birleşince doyumsuz öpüşmelerde her şey...
Kimseye hesap veresim yok...En çok da kendime...Bir gönülde kaç yara ve kaç aşk kalır...Hiçbirine tam olarak kapamadan perdeleri yeni oyunlar...