1/10/2006 - ALTıN VuRuŞ!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

sevgisiz olmanın baştan yaraştığı insanların üstünde nasıl durur aşk hiç bilmem... ama aşkla doğup aşkla öleceğini düşünenlerdir kaybedenler bence... insanın hayatında bir altın vuruşu olmalıdır... onu damardan aldığı, katıksız aldığı bir anda koskoca bir fırtınanın ortasında kalmasıdır ve tutunduğu tek dalı olan kalbinin bile elinde ufalanmasıdır aşk... işte, bu duyguyu hayatta bir kerecik bile yaşamayanlar işte bu yüzden yazık size... bu öyle yüce bir duygudur ki nirvanaya erer sonun insanoğlu... bu yaşadığını farkettiğinde bi "adem" ya bir otogardadır; el sallar giden aşkının ardından yada bir hasta yatağındadır; ki son nefesini tüketir o inanılmaz cümleyle : "geç kaldım... söylemeye.."
geç kalınmışlık eğer bu kadar acı verecekse, neden bakakalır hep gidenin ardından??? bir nefes ötesindeyken aşkı neden çıkmaz ağzından o kahrolasıca harfler... konuşmaya değer bulunmadığından mı?konuşmaktan korktuğundan mı? yoksa gerçekten kendine saklayacak kadar değerli bulduğundan mı? insanoğlu neden hep kaybeder? bir yerlerde bir şekilde aşkı, ve bu kadar dağınık mıdır her insanın kalbi? aşkını nereye koyduğunu bulamayacak kadar? kenarını kıvırıp yatmalı uykuya, size diyorum! kenarını kıvırırıp yatmalı ; ki kaybolmasın bıraktığın yer onu...
bir yerlerde birşeyler var biliyorum... var bir yanlışlık... dünya tersine dönüyor, evet, eminim, öyle olmalı... yoksa burnumuz bu kadar sürtmez bir kavganın bitiminden 30 saniye sonra... gururu üzerimize şal niyetine alıp çıkmayız yoksa aşk ayazında... donarız iliklerimize kadar... az önce avaz avaz bağıran o gırtlaktan bir fısıltı bile çıkmaz üstelik... sadece dumanı çıkar ağzımızdan, dil yanığının...
kimse becerebilmiş değil düzgünce aşkı yaşamayı... miladı yok bu işin... vardı insanlar, varız, ve varolacağız bitimine kadar... ama hep aynı yanlışlar yaşanmaya mahkum, trendlerinden etkilense bile kalbimiz zamanın... severiz önümüze bakmadan ve bahanemizde hazırdır ; gözlerimiz kör olmuştur aşktan... takılırız, yırtarız düşmakten... takılırız, düşeriz... ayağa kalkarız, yine düşeriz.... böyle gelmiş böyle gidecek... bildiklerimize inat bilmezden geliriz... ama nedir bilyor musunuz? en acısı nedir? "doğru olanı" bu tökezleme kısr döngüsünde kaybederiz...
ben olsam korkardım kaybetmekten... ben oldum korktum kaybetmekten... ben oldum... umarım kaybetmem...altın vuruşum hoşgeldin, ömrüm hoşgeldin...
|